FINEARTS BASKILAR


Her nekadar  fotoğrafı seviyorum, fotoğraf benim yaşam tarzım, an yakalıyorum vs. desem de, dönüp baktığımda fotoğraftan para kazanmaya başladıktan sonra, maddi olarak direk karşılığını almayacağımı bildiğim zaman, o deklanşöre basmaktan imtina etmeye başladığımı farkettim.

Eskiden amaç fotoğraf bile değilken; misal Adana’da Kazım büfeden muzlu süt içmeye giderken, hiç gereği yokken yanıma aldığım makina sayesinde, gördüğüm güzel anları kaydedebiliyordum 🙂 Şimdi neden Kızılay’a giderken makinamı yanıma almadığımı söylemem gerekirse:

1. Pro. fotoğrafçı olma durumu (açıkça söylemek gerekirse: ilgi alanının hobiden paraya kayması)

2. Sahip olduğumuz makinalar ve lenslerin büyük ve ağır olması: Eskiden Canon 40D makinem ve ucundaki 24 70 2.8 lensim neredeyse herşeye yetiyordu.. Sokak fotoğafından daha kontrol altında tutabildiğim düğün ve ürün fotoğafçılığı işine geçince, hem optik kaliteyi arttırmak hem de daha düşük ışık ortamlarında başarılı sonuçlar alabilmek için 24-70mm i satıp; en yükseği f/1.4 değere sahip olan prime lenslere çevirdim. Başlangıçta 24 70 in bir anda  geniş açıdan portreye geçebilme esnekliğinden yoksun kalmak benim için zor oldu ama sonradan  farkettim ki prime lensin en büyük zorluğu olan kadraj ayarlayabilme kısıtlılığı fotoğraf gözümü geliştirmeye başladı… Prime lens kullanmak bu anlamda fotoğrafçı için keyifli bir mücadele olabiliyor.

An fotoğrafı çekmek, sokak fotoğrafı çekmek bana fotoğrafı sevdiren ve neyim var neyim yoksa fotoğrafa yatırım yapmamı motive eden tarzlar. Sokak ve an fotoğrafı alanında ürünler ortaya çıkarabilmek için büyük bir özveri gerekiyor.

Bunlardan en önemlisi “Abi! makinanı sürekli yanında taşıyacaksın!”

ikincisi,  ” Abi! zamanın olacak! güzel bir fon veya kompozisyon farkettiğinde durup bekliyeceksin! icabında bir saat iki saat elinde makine ayarları tam bir şekilde elin deklanşörde, soğuk-sıcak veya yamur- kar demeden bekleyeceksin!”

üçüncüsü “200 kare fotoğraf çekip içinden bir kare fotoğraf çıkmamasını göze alabileceksin”

dördüncüsü, “icabında çamurun içinde yerde sürünerek 200 m ilerleyeceksin”

beşincisi, “bunları kimseye beğendirmek için değil sadece kendi özünü beslemek için yapacaksın”

fotoğrafı baskı olarak satmak benim için maddi bir gelirden çok kişisel tatmin ile ilgili bir olay sosyal medyada veya internet sitesinde yer alan bütün fotoğrafları veya çalışmaların baskılarını satabilirim ve bunun için yüksek fiyatlar da talep etmiyorum. Bu satışlar gerçekleşince en basit değişle ben mutlu olmuş oluyorum ve bunun bir bedeli yok. 🙂

Neredeyse baskı maliyetine sattığım çalışmalarımı alan arkadaşlar fotoğrafları astıkları mekanda benim için hatıra fotoğrafı çektirip yolluyorlar çok da iyi ediyorlar 🙂

Eskişehirden sevgili Güray

Eskişehirden sevgili Güray

Güray  başarılı bir grafik tasarımcı. Eskişehirde Artnefer adlı reklam şirketi’nin kurucusu … Geyik fotoğrafımla Artnefer’in duvarını süslüyor olmaktan  gerçekten çok mutluyum. Teşekkürler Güray ve Göksel 😀

İstanbul'dan Mesut

İstanbul’dan Mesut

Mesut  your mom hates us tatoo studyoda dövme satatçısı 🙂  çok uzun ismi olan bu başarılı ve alışılmışın dışındaki  işleriyle dikkat çeken dövme stüdyosunun duvarlarını iki fotoğrafımla (Lost serisinden Geyik ve Kurt çalışmalarımınikisini aldılar :)) süslüyor olmaktan da çok çok mutluyuz 🙂

Adana'dan sevgili Egemen :)   egemen Urfa Ceylanpınar'da matematik öğretmeni

Adana’dan sevgili Egemen 🙂 egemen Urfa Ceylanpınar’da matematik öğretmeni

 

ilk sattığım fotoğraf Hırvatistan’ın doğusunda Osijek sınırları içindeki Kopacki rit milli parkında çektiğim sisli geyikli fotoğraf…

ilginç olan ise bu fotoğrafı gerçekten geyik fotoğrafı çekmek için eşimle beraber  ocak ayında saat sabahın 5 inde bölgeye gittik.  Hava alacakaranlıktı. Artık dönmeye karar verip arabayla eve doğru dönerken uzakta bir grup  geyik gördük sisin içinde belli belirsiz görünüyorlardı 50 100 m mesafedelerdi  bizi farkedince hızla uzaklaştılar tarlaların içine girdiler…

Ana’yı durdurdum

-“Ben peşlerinden gidecem” dedim 🙂

-“Yakalayamazsın boşa uğraşma çok soğuk ” dedi…

arabadan indim elimde 40D’m ve 24 70 im yavaş yavaş eğilerek ilerledim… sisin içinde bizimkini gördüm kafayı bir kaldırıp bir indiriyordu. sis de tam yavaş yavaş dağılmaya başladı görüş baya baya açıldı… ben 200 m civarı yaklaştıktan sonra  çekmek için tek şansım olduğunu bildiğim fotoğrafı düşünerek buz tutmuş sert çamurun üzerine bildiğin uzandım hayvan kafasını her indirmesinde emekleme pozisyonuna gelip 2-3 en fazla 4 adım atarak neredeyse 150 m ilerledim en az 6-7 dakika sürmüştür… Bu arada Ana da uzakta kalan arabanın içinden beni izliyor…

şansıma rüzgar karşımdan bana doğru esiyordu ve bukadar yaklaşmama rağmen hayvan kokumu alıp huzursuzlanmadı. Bir de  son metrelerde önüme diğer tarlanın sınırındaki uzun otlar denkgeldi  bu da  daha da yaklaşabilmeme olanak sağladı.makinamın ayarlarını son bir kez kontrol ettim. yavaşca  ve tam olarak ayağa kalktım.  vizorü gözüme oturttum o anda Geyik bana baktı, o saniye iiçinde fotoğrafı çektim ve geyik muazzam bir zarafetle neredeyse 3 zıplayışta karşıkı ağaçların ardına geçmişti bile…

wetransfer.com da da arka plan olarak kullanılan benim için çok değerli bir fotoğraf olan Lost serisine başladığım geyikli fotoğrafım

wetransfer.com da da arka plan olarak kullanılan benim için çok değerli bir fotoğraf olan Lost serisine başladığım geyikli fotoğrafım

Lost serisi nin ikinci fotoğrafı Ankarada bir yer

Lost serisi nin ikinci fotoğrafı Ankarada bir yer sendgb.com adresinde arkaplan olarak kullanıldı.

ve bu da lost serisinin üçüncü fotoğrafı Ankara'nın Evren ilçesinden dönerken solda gördüğümüz bir harebeye girelim belki güzel birşeyler çıkar diye düşünmüştük.. :D

ve bu da lost serisinin üçüncü fotoğrafı Ankara’nın
Evren ilçesinden dönerken solda gördüğümüz bir harebeye girelim belki güzel birşeyler çıkar diye düşünmüştük.. :D

 

 

 

Yorumlar

yorumlar