DÜĞÜN FOTOĞRAFÇINLA PAZARLIK YAPMAK


Baştan peşinen not:

Esnaflık yapmamış sadece fotoğraf çekiyor olan fotoğrafçılar pazarlık yapmayı bilmezler, bu yüzden de pazarlıktan hazzetmezler. Şimdi yazımıza bakalım…

Birbirimizi kandırmayalım.  Para her zamaniyi bir motivasyon sebebidir.

Birbirimizi kandırmayalım. Para her zaman iyi bir motivasyon sebebidir.

Sevgili gelin!

(Gelin diyorum çünkü biliyorum ki bu fotorğaf işlerini ıvır zıvır gören damatlarımız oturup da bu uzun yazıları okumaya vakit ayırmazlar. Bu konuya daha  uzun değineceğim, belki başka bir yazıda…)

Evet düğün işi zor bir iş, masraflı bir iş, stresli bir iş, ve plan program ile özveri gerektiren bir iş.  Bu işlerin içinde en çok hissedilen mesele de doğal olarak finansal mevzular. Çünkü diğerleri bir şekilde; kafaca yorularak, bedence yorularak yada oradan buradan yardım isteyerek çözülebilen şeyler. Ama kimse kimseden 5 kuruş para istemeyi kendine yediremez haklı olarak. Olması gereken de budur tabi..  (sigara hariç, onsuz kalınca tanımadığın adamdan bile istetiyor meret!)  Sonuçta ne olur? Kıran kırana pazarlıklar yapılır ve “Ya nasip!” denir.

İmkanlar dahilinde bir yıl önceden bir maratona girişilir. Kuaför ayarlanır, ev tutulur, ev dayanır döşenir.  Perdesi, beyaz eşyası, halısı tabak çanağı, düğün salonu vs vs…  hepsiyle de çatır çatır pazarlık edilir. Bu saydıklarım içinde dikkat ederseniz Fotoğrafçı yada Videocu (videographer) yok, çünkü bunlar en son ayarlanacaklar 🙂 malesef %85 – 90 durum böyle… Bununla kalsa gene iyi…

Genellikle çiftler bu bahsettiğim bir nevi “Pazarlık Pentatlon sahası”nı başarıyla geçtikten sonra: Pazarlık-pazarlık, indirim-indirim, başkasına yapacağım rakam bu değil ama size hadi şundan sayalımlar vs vs…

Bilenler birlir ben biraz askeriye takıntılıyımdır. aynı zamanda COH adlı 2. dünya savaşı strateji oyunu bağımlısıyımdır.

Temsili Pentatlon sahası: Kısaca atletik amaçlı askeri eğitim alanı denebilir. (Bilenler birlir ben biraz askeriye takıntılıyımdır. aynı zamanda COH adlı 2. dünya savaşı strateji oyunu bağımlısıyımdır.)

Siz de bunları yediniz demiyorum ama ister istemez bunlardan motive oldunuz. Bilinç altınızda, her duyduğunuz indirim bir gol atmışcasına dopamin salgılatdı. Doğal olarak, kısa bir süre içinde bunca pazarlık tecrübesi geçirmiş ve büyük oranda yaptığı pazarlıklar sonucunda güzel indirimler edinmiş bir çift, en son düğün fotoğrafçısına da geldiğinde açılan bu yoldan yürümek isteyecektir. İstiyorlar da …

Pazarlık sünnettir ama  abartmadan yapalım 😀

😛 😛 :P

 

Ancak burada farkedilmeyen kritik nokta şu: GENÇLER!!! Şimdiye kadar konuştuklarınızın hepsi esnaf!!!

En iyi ihtimalle kuaförünüz yada makyözünüz için zanaatkar diyebiliriz. Hepsi her gün onlarca defa pazarlık yapmaya alışkın. Fiyatlarını ona göre belirliyorlar. Şahsen ben bizimle pazarlık yapılıyor olmasını yukarda bahsettiğim “alışkanlığa dönüşüyor” olmasından dolayı bir nebze anlayabiliyorum ama bunu en azından makul bir seviyede tutup bari telefonda yada internet mesajlaşmaları yoluyla yapmayalım diyorum. Zira www.sahibinden.com üzerinden 2.el  otomobil almıyoruz değil mi? 🙂

Son olarak belirtmekte fayda gördüğüm bir konu daha var. Bizim sizinle olan ilişkimiz bir beyaz eşyacı veya düğün salonu yetkilisiyle olan ilişkiden çok farklı. Ürünü ya da hizmeti satıp işimizi bitirdiğimiz bir süreç olmuyor.  Biz o günü sizinle beraber yaşayıp, o güne ait hatıralarınıza ister istemez dahil oluyoruz ve o güne birebir etki ediyoruz (Biz veya başka bir fotoğrafçı farketmez. Seçtiğiniz fotoğrafçı o günü direk etkiler.). Çoğu çiftimiz düğün albümlerinde özellikle bizim de olduğumuz fotoğraflardan en az bir adet ekliyor 🙂 bu da bizi onurlandırmıyor değil :). demek istediğim, sizinle aramızda asla ve asla bir esnaf-müşteri ilişkisi olmuyor. Sebebi ise işin doğasında müşteri kavramının olmaması.

Sizler bizim için müşteri değilsiniz.

Çektiğimiz fotoğarfların hepsi kalbin, ışığın ve makinanın deklanşörünün kesiştiği noktada ortaya çıkan anlardır. Deklanşöre basmak sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Cesaret ister. Hele dönüşü olmayan ikinci bir şans olmayan böyle günlerde hiç kolay değildir.

Bizi bu işi yapmamız için seçme sebebiniz aslında tamamen fotoğraflarımızı beğenmiş olmanız olmalı. Fiyatı için tercih edilen fotoğrafçılar genellikle hüsran ve beklentilerin suya düşmesi ile sonuçlanır. Hem fiyat hem de beğeni kriterlerinin kesiştiği anlaşmalar ise (elde olmayan şartların oluşması dışında bir olumsuzluk olmadığı sürece) herkesin memnuniyetiyle sonuçlanacaktır.

Emily Bronte’nin dediği gibi: “Ruhlar yapıldığı şey ne olursa olsun, O’nunki ve benimki aynı”

Ben ve eşim şanslıyız çünkü “birbirlerine sonsuza kadar söz veren ruhlar”ı fotoğraflıyoruz.

Sevgiyle kalın ve bizi seçin! 😀

Beni seç – beni seç!!! 😀

 

 

Yorumlar

yorumlar